25 Aralık 2008 Perşembe

Kundera ve Şefkat

En sevdiğim yazardır Milan Kundera. Çünkü neredeyese bütün kitaplarını okumuş olmama rağmen hala çözemediğimi bildiğim düşünceler barındırır en derininde.

Bir gün bir kitapçının rafında Kundera tarafından yazılmış "Roman Sanatı" isimli kitabı gördüm.
Benim için harika bir durumdu çünkü anlamak için can attığım yazar aslında bu kitapta sanatını, dolayısıyla da kendisini anlatmış uzuun uzun. Hatta içinde kendisiyle yapılmış röportajlar bile var! "Tamam!" dedim "Bu kitaptan sonra çözücem seni pek muhterem Kundera". Dedim demesine de bu kitaptaki bir cümle beni benden aldığı gibi Kundera'yı düşünmeyi bırakıp somut olarak ne olduğunu bilmediğim şeyleri düşünmeye itti. Yani Milan amca yine yaptı yapacağını ve son birkaç gündür altını itinayla çizdiğim cümleyi döne döne okumaya zorladı beni: Şefkat ötekine bir çocuk gibi davranılması gereken yapay bir alan yaratmaktır.

Şimdiye kadar hiç böyle bakmamıştım çok sık hissettiğim bu duyguya. Okuduğum an afalladım. Ya gerçekten haklıysa? Eğer öyleyse çok samimiyetsiz birşey değil mi bu? Şefkat duyduklarımı aslında yapay bir alanın içine hapsettiğimi düşünmek beni oldukça rahatsız etti. Ama ben her Kundera okuyuşumda zaten rahatsız olacak birşeyler bulurum. Bu yüzden çok severim kendisini. Çünkü her zaman kabullenmekten kaçtığım bazı şeyleri yüzüme harika bir şekilde çarpar kendileri. Kafa yormak gerek bu sözün üzerine. Her nekadar varacağım sonuçtan korksam da bunu yapacağım ve birşey bulduğumda sizinle paylaşacağım:)


p.s: Türkçe karakterlerime kavuştum:)

p.s 2: Henüz Kundera okumamışlar fakat merak edenler için birkaç tavsiye

  • Okumaya "Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği" ile başlayın.
  • "Gülüşün ve Unutuşun Kitabı" nı okumadan da ben Kundera okudum demeyin:)

3 Aralık 2008 Çarşamba

Ne idik ne olduk:)

Bir zamanlar yazdigim ilk yazima soyle bir baktim da...O donemde su an icerisinde bulundugum dunyada var olacagimi birakin dusunmeyi, bana bu yonde fikirler veren (misal ablam) insanlara "Hadi canim! Ben kim teknoloji takipcisi olmak kim!" seklinde cevaplar yetistirmekteydim...

Sene 2008, Aralik ayi itibariyle is hayatima basladim. Ve goruyorum ki buyuk konusmak cok cok cok yanlis. Bu aralar neredeyse butun gunum bilgisayar basinda, bu dunyayi anlamak ve cozmekle geciyor. Farkettim ki bundan da oldukca zevk aliyorum:) Universitede bana interneti sevdirmeye calisan pek muhterem hocalarim su an beni gorse cok duygulanirlardi herhalde. Zira bu blogu bile odev oldugu icin zorla acmis ve zorunluluklardan nefret eden birisi olarak cok ta fazla soylenmistim.

Ama uzun bir aradan sonra da olsa buraya ikinci yazimi yaziyorum. Bu yaziyi cok uzatmak gibi bir niyetim yok. Onceligim birseyler ogrenmek, daha sonra bunlari paylasmak ve en sonunda da kendi yorumlarimi yazmak olacak...Oyuzden simdilik kalin saglicakla...

p.s.1: Turkce karakter yoksunuyum evet:)

p.s.2: Bu isten anladikca oldukca kotu gorunen blog tasarimini degistirecegim soz:)